İçimizdeki hiç bahar bitmezse

ŞEHİT HÊLÎN MURAT

2018 mart kadinin dilinden

Her yeni baharla birlikte insanıyla, toprağıyla, ağaçlarıyla, sularıyla, güneşiyle, hayvanlarıyla cümbür cemaat kıpır kıpır oluruz. Her bir bahar yeni bir başlangıç… Doğa da ve insan da yaşama duygularını pekiştirir. Coşkusuna diyecek yoktur. Damarlarımızda dolaşan kan alev alev

olur. Doğa tüm güzelliklerini sergiler. Dağlarda baharın en alası yaşanır. Kuşlar en güzel en canlı sesleri ile öter. Yeşillikler en taze ve parlak renkleri ile göz kamaştırır. Taşlar nisan ve mayıs yağmurlarıyla yıkanmanın temizliğiyle pırıl pırıldır. Kayalar sık sık yağmurdan yıkanma ile mistik bir görünüme kavuşur, yağmur damlalarının taşlar tarafından emilmesi ile renkleri koyulaşır. Akar bir sudaki çakıl taşları nasıl saydam ve göz alıcıysa bu kez de yağmurdan ıslanan taşlar ve kayalar böyle olur. Saatlerce izlense seyrine doyum olmaz. Uzaktan koyu gri ya da parlak siyah renkli bir kayaya yakından bakıldığında ıslaklığın neden olduğu renk değişimini ilgiyle izlenir. Islaklık öncesi ve sonrası arasından uçurumlar vardır… Yağmurlar kesilince ilk kuruyan taşlar, kayalar ve ağaçların yapraklarında kalın kabuklar olur. Ama bir bakarsın bir kayalığın en üstünden damla damla sızan sular bir başka açıdan gizemli bir güzellik katar kayalıklara. Kayalıklar bir kez daha ilgileri üzerine çekmeye devam eder. Bu kez yamalı bir bohçaya benzer.

Hiçbir mevsim bahar kadar hızlı bir değişime sahip değildir. Yeşillikler göz açıp kapayıncaya kadar yeşilin sayısız tonuna bürünüverir. Sular güneşin yükselmeye başlamasıyla paralel kabarır… Yüksek dağlardan karlar hızla erir. Ve gün boyunca çamurlu sular akar gider… Hırçın bir akıştır bu. Kimi yerlerde şelaleler oluşur. Hırçın akan derelerin taşlara çarpma sesleri korkunç bir kükreyişe benzer.

Gökyüzünde bulutlar ise her an yağmur boşaltmaya fırsat kollar. Bir bakarsın şimşekli yıldırımlı yağmurun ardından dolu yağıvermiş, ardından masmavi bir gökyüzü. Sanki az önce delinen gök o gökyüzü değilmiş gibi… Mavi mavi göz kırpar. Geceleri bulutlar renkten renge girer. Dolunay ve bulutlu bir geceyse, rüzgar gökyüzünü renk cümbüşüne büründürür. Bir bakarsın bulutlar ayı kah örtmüş kah açmış… Resmin kendisi bir renk olayı ise tam ressamlara göre enfes bir manzara.

Toprak nerede fırsat bulmuşsa orayı yeşilliklere büründürür. Toprak karnından türlü otlar ve çiçekler çıkartarak bereketini gösterir. Kır çiçekleri sarı, yeşil, kırmızı renkleri ile yeşillikler içinde birbirine çok yakışmış, harika bir uyum hali… Kimisi kokuları ile insanı sarhoş eder kimisi de renkleri ile… Bakarsın hiç ummadığın bir taşlık yerde bile az buçuk toprak ve yağmur buluşunca orada otlar çıkıvermiş. Hiç ummadığın bir kayalığın arasında sepet gibi örülmüş bir kaya otuna rastlamak heyecan verir. Dünyanın en nazik, en güzel otları, çiçekleri uçurumlarda ya da kayalık, taşlık bir yerde çıkması ilginç olsa gerek. En azından ben böyle düşünüyorum. Kayalar ve otlar, kayalar ve güller... Kayalar ve laleler… Kayalar ve nergisler… Ve yüzlerce nadide çiçek… Ve unutulmaz yosunlar… Deniz kokusunu özleyenleri bir anda denizlere götüren sihirli otlar… Renkleri yeşil, kahverengi, siyah, sarı arasında gidip gelen yosunlar… Güneşe ve yağmura hemen cevap veren harika varlıklar... Taş ve kayaların en yakın dostları… Kışın buz havalarında yosunlar da olmazsa kim bilir kayalar ne kadar yalnız kalırdı.

Islak toprak ve taze ot kokusunu yayan hava, ciğerlerin en ücra derinliklerine dolduğunda etraftaki her şey iki kat daha güzel gözükür. Sen artık sen olmaktan çıkarsın ya da sen ve ben kavramları belirsizleşir. Tüm evrenini derinden hissetmek denilirse buna denir sanırsam. Bir bakarsın sen ve doğa tek oluvermişsin.

Baharın güzellikleri sınırsızdır. Duygularımızın, hassaslıklarımızın en aktif olduğu zamanlardır. Şairlere, bestecilere ve yazarlara en fazla ilham veren mevsimdir bahar. İnsanları kendi dünyalarından çıkartıp diğer dünyalarla yakınlaştırdığı da unutulmamalıdır. Belki de bu yüzden tüm güzel bayramlar baharlar da yapılır… Newroz, Hıdırelez, ya da mitolojilerde geçen bayramlar, şölenler… Bahardaki bayramlar kardeşliği, barışı derinden hissettirir. Yine doğanın bereket ve cömertliğinin umudunun bilendiği bir zamandır aynı zamanda bahar.

Baharların biz insanlarda ve doğada bıraktığı güzel duygular keşke daha güzel bir dünya için el ele vermeye dönüşebilse… Baharlarda yaşadıklarımız sadece baharlarda kalmazsa. Duyarlıklarımız keşke hep baharlardaki kadar azami düzeylerde olsa eminim ki insanı değerler gittikçe yükselecektir. Tıpkı baharlardaki gibi doğanın sınırsız çeşitliliğini görebilmek, ayrıntıları fark edebilmek, kuşkusuz her bir insanın değerini bilmeye dolayısıyla düşünce farklılıklarını hoş görmeye ve demokratik bir bakışa yol açacaktır. Hepimiz sonuçta bu evrenin birer parçasıyız. Dolayısıyla her birimiz bir evreniz. Sen de biraz ben var, bende de biraz sen var. Öyleyse aramızdaki bu uçurumlar niye? İçimizdeki bahar hiç bitmezse… Kim bilir özgürlüklere biraz daha yakınlaşırdık… Ve gönül rahatlığıyla bu dünyada yaşıyoruz diyebilirdik