Nikaragua; Partisiz Cephe

savas direnis

Nikaragua, gerek devrime giden süreciyle ve gerekse de bir halk iktidarının burjuvaziyle seçim yarışında karşı-devrime teslim edilişiyle ve bütün bu süreçlerdeki birlik ve ayrılıklarıyla, devrimler için öğrenmeye, incelenmeye değer bir örnek oluşturuyor. Özellikle çok değişik program, hedef ve biçimlere sahip Cephe'ler, halk örgütlülükleri ve ittifaklar açısından Nikaragua hem olumlu, hem olumsuz anlamda önemli bir zenginlik gösteriyor.     Nikaragua, Latin Amerika'nın ihtilalcı geleneğinin bir parçası. Böyle olması da son derece

doğal, çünkü yüzyıllar boyunca Avrupa feodal devletlerinin, krallıkların ve sonra emperyalistlerin sömürgesi olarak yaşamıştır.    Nikaragua, 15. yüzyıldan başlayarak yaklaşık 300 yıl boyunca İspanyol sömürgeciliğinin egemenliği altında kaldı. 19. YY.’ da ise artık İspanyol sömürgeciliği güç kaybetmeye başladı ve ondan boşalan yerlere İngilizler ve ABD göz dikti. İki ülke arasında sık sık sömürgecilik çatışmaları yaşandı. Ülkeye ilk kez 1847'de giren ABD birlikleri; İngilizler tarafından kovulsalar da egemenlik çatışmaları bitmedi.     1880'lerde baş gösteren Kızılderili ayaklanmaları kanla bastırıldı. 1909 yılında ABD ülkeyi işgal etti ve ABD sermayesi iyice egemen hale getirilerek işgale görünürde son verildi.     1910'larda ülkede bir dizi ayaklanma gelişti. Sonuçta 1921'de ülke tekrar ABD tarafından işgal edildi. 1925'te ABD ülkeden çekilmeden önce yapılan seçimlerde arkasında işbirlikçi bir başkan ve başkan yardımcısı bırakmıştı. Fakat kısa zaman sonra bir darbeyle iktidar egemenler arasında el değiştirdi. 1926'da ABD ülkeyi tekrar işgal etti. Ve 1927 yılında liberallerle muhafazakarları uzlaştırdı. Uzlaşma liberallerin bir kısmı tarafından reddedilerek ABD'nin egemenliğine karşı direniş örgütlendi.     Nikaragua'nın ünlü direniş komutanı, halk kahramanı Sandino, işte bu direnişe önderlik ediyordu. Gerilla mücadelesi şeklinde sürdürülen savaşta ABD birliklerine sürekli darbeler indiriyorlardı. Sandino, önderliğinde yaklaşık altı yıl süren kahramanlıklarla dolu bu mücadele Nikaragua halkının daha sonraki tüm kurtuluş kavgasının da öncüsü olmuştur.

SANDİNO'LARIN SAVAŞI     Sandino, 1920'lerde Meksika'da bir maden işçisi olarak çalışıyordu. 1927'de başlayan ayaklanmada bir kesimin ABD'yle uzlaşıp silahlarını teslim etmeleri üzerine bunun bir ihanet olacağını söyleyen Sandino, silahını ülkeden işgalci ABD birlikleri kovulmadan bırakmayacağını açıkladı ve gerilla savaşını başlattı.     Örgütlenme faaliyetlerini özellikle, maden işçileri arasında, plantasyonlarda (çiftlik) ve orman sanayi tesislerinde sürdüren Sandino, denetimi altındaki bölgelerde topraksız köylülere toprak dağıtıyor, işinden atılan ve parası ödenmeyen işçilerin parasını ödettiriyor, zengin mülk sahiplerinden alınan vergilerle halka giyecek ve yiyecek dağıtıyordu. Ayrıca bulunduğu yerlerde kooperatifler örgütlüyordu. Kısa sürede Sandino'ya karşı büyük bir sempati ve destek oluştu. ABD, isyanın yayılması karşısında işgali ve savaşı bu şekilde sürdüremeyeceğini anlayınca "milli" etiketini taşıyan bir askeri güç olarak Ulusal Muhafızları örgütledi. 1932'de düzenlenen seçimleri liberal aday Sacasa kazandı ve ülkenin başına getirildi. ABD Ulusal Muhafızlar'ı örgütleyip güveneceği bir başkan seçtirerek ülkeden askerlerini çekti. Savaşının asıl hedefinde ABD'yi ülkeden kovmak olan Sandino önderliğindeki güçler de bu gelişmeler üzerine silah bırakmaya karar verdiler. Sacasa ile anlaşan Sandino Managua'daki başkanlık sarayına davet edildi ve daveti kabul ederek gittiği Managua'da Ulusal Muhafızların başında bulunan Somoza tarafından tuzağa düşürülerek 21 Şubat 1934'te katledildi. Çok geçmeden Sandinist hareket de büyük ölçüde dağıldı.     Sandino'nun oluşturduğu kooperatifleri de dağıtan Somoza bundan böyle yıllar sürecek olan yolsuzluk, ahlaksızlık, zulüm ve katliamlarla dolu yeni bir süreç başlatıyordu.

SOMOZA DİKTATÖRLÜĞÜ VE FSLN'NİN OLUŞUMU     Yüzlerce ülkede yüzlerce yıldır kanıtlandığı gibi zulmün olduğu yerde zulme karşı direnişin de olması kaçınılmazdı. Sandinoların dağılmasından uzunca bir süre sonra 1950'lerin ortalarında ülkenin çeşitli bölgelerinde Somoza iktidarına karşı savaşan silahlı gruplar oluşmuştu. Fakat bunlara karşı Ulusal Muhafızlarıyla sürekli saldırı düzenleyen Somoza bu grupları güçten düşürdü. 1974 yılında kurulan Nikaragua Sosyalist Partisi (Partido Socialista Nicaraguense) kuruluşunun ardından bir yıl içinde uğradığı baskılardan dolayı yeraltına çekildi. Bu dönemde ülkedeki sendikal hareket de çok cılızdır.     1956'da Anastasio Somoza Garcia bir halk ozanı olan Perez tarafından, vurularak öldürüldü. Perez bunu "tiranlığın sonunun başlangıcı" olarak değerlendiriyordu. Bu sürece kadar Somoza'ya karşı mücadele eden 19 silahlı hareket vardı. İşte bu gruplar arasında diktatörlüğe karşı savaşan ve demokratik bir iktidar isteyenlerin birleşmesiyle FSLN doğdu. Açık adı Sandinist Ulusal Kurtuluş Cephesi olan FSLN'nin kuruluş amacı, Somoza'yı kovmak ve onun inşa ettiği rejimin kurumlarını dağıtmaktı.     1963'de FSLN çatısı altında ilk gerilla gruplarını oluşturarak eylemlere girdiler. Ama bu girişimleri yenilgiyle sonuçlandı. Bu arada şehirdeki örgütlenmelerini de geliştirmeye çalışan FSLN öğrenci gençlik içerisinde Devrimci Öğrenci Cephesi'ni örgütlerken, şehirlerde Halk Şehir Komiteleri'ni örgütlemeye başladı.     1967 yılındaki seçimler öncesinde 1966'da Pancasan bölgesinde örgütlenen gerilla gruplarının savaşı öne çıktı.     1967 yılında yapılacak olan seçimlere ilişkin FSLN "Dürüst seçim" propagandası yaparak dağlara çekilmişti. Cephe'nin önderlerinden Thomas Borge o sürece ilişkin değerlendirmesinde "1967'de seçimlere girip girmeyeceğimize karar vermek zorundaydık, geleneksel sol girme kararı almıştı. (...) 1967 seçimleri sisteme yasal bir görünüm vermek üzere tezgahlanmış bir maskaralıktı. Böyle bir oyunda yer almak istemedik" demektedir.     Pancasan, gerillanın geçici askeri yenilgisine rağmen halka kurtuluş yolunu gösteren savaşın bir simgesi haline geldi. Buradaki savaş pasifizmi geriletip, devrimci cesareti geliştirdi. Yenilginin bir değerlendirmesi yapıldı ve sonuç olarak legal çalışmaya fazla ağırlık verildiği, kıra yeterince önem verilmediği belirlendi. Bu değerlendirme sonucunda daha çok Vietnam'dan etkilenilerek UZUN SÜRELİ HALK SAVAŞI STRATEJİSİ benimsendi. Bu stratejinin benimsenmesiyle hem kırlar, hem şehirlerdeki örgütlenmelere de hız verildi. Kilisenin de desteği alınmaya başlandı. Bu dönemde ortaokullarda dahi örgütlenmelere gidildi.     1966'da FSLN programını halka açıkladı.     1970'lere gelindiğinde öğrenci hareketi gelişmişti. Aynı zamanda PSN önderleriyle ve bazı sendikalarla da ilişkiler kuruldu. 1970'den '74 yılına kadar bir belirleyiciliği olmayan FSLN '74'te tekrar gerilla saldırılarına başladı. Ve gerçekleştirdikleri bir "Noel Partisi" baskınıyla aldıkları rehinelere karşılık 14 tutukluyu serbest bıraktırmayı sağladılar. Bu siyasi eylem çok yönlü bir etki yarattı. Eylemin etkisi burjuva muhalefet içinde de bir saflaşmayı getirmişti. Somoza da pervasızca saldırarak katliamlarına yenilerini ekliyordu.

Devam edecek