Bu bir tanrıçalık dirilişidir

sara sakineyoldas

Neden düşman beni yüreğimin en güzel yerinden vuruyor? Ne ilginç Önderlik heval Sara’yla diyalog yaparken bu soruyu yöneltiyor. Heval Sara’yı şehadetinin ve katledilişinin dördüncü yılını geride bırakıp beşinci yılına girerken en iyi tanımlayan bu soruyu soruyor. Çarpıcı, etkili ve güzel devrimci Sakine Cansız yoldaşa saldırıyı en iyi açıklayan sorulardan biri.

Cevap sorunun içindedir. Önderliğin yüreğinin en güzel yerinde yer alan kadın; Sakine Cansız. Ve Önderliğin tanımıyla Sakine’nin mücadelesi kadın özgürlük mücadelesi... Yani onun şahsında Önderliğin yüreğinin en güzel yerinde mücadele eden kadın gerçekliği yer alıyor.

Yüreğinin en güzel yerinden vurmakla amaçlanan nedir? Egemen iktidar blokları ve onların uygulayıcı kuklaları bu yöntemi ne zaman keşfetti?

Şemsin katli yoluyla Mevlana’yı ‘yol’dan caydırmak isteyenler Önderliği de böyle yola getirmek istediler.

Ruh ikizim dediği Haki Karer’in hiç beklenmedik bir anda şehadeti, bir toplumsal devrimi bağrında taşıyan arkadaşlığı ifade eden Hasan Bindal’ın katledilişi... Tüm bunlarla amaçlanan, varılmak istenen neydi? PKK’de kişilik devrimi ve bununla beraber ilişkilerde devrimler gerçekleşti. Arkadaşlık ve yoldaşlık ilişkilerinde düzenin dışına çıkan, düzeni reddeden, eleştiren ve böylelikle insanca yaşama imkanı yaratan esaslar oluştu. Bu oluşumların yaratıcısı olan Önderliğe böyle saldırarak yani onu yüreğinden vurarak etkisizleştirmek ve yenilgili kılmak, pes ettirmek istediler. Önderlik moralden yoksun, sevginin ve de aşkın inkarına dayanan kapitalist moderniteye karşı kendi savaşını ve yaratılan değerleri ‘sevgi imparatorluğu’ olarak tanımladı. Önderlik ve bu yoldaşlar Kapitalizmin maddi uygarlığına karşılık sevgiye dayalı manevi uygarlığın üstünlüğünü ifade ediyor. Maddi uygarlığın hele de onun en dibe vurmuş, hoyrat ve zorba rejimi olan faşist ulus-devlet yapılanmaları ve bunların içerisinde en hunhar olanı T.C. faşizminin gelişmekte olan bu yeni insan, yeni kadın, yeni toplumsal ilişkileri bağrında taşıyan bu arkadaşlıklara tahammül edemeyişinin ifadesidir 9 Ocak katliamı. Hem öncesindeki hem de 9 Ocak’taki saldırıların hedefinde daima Önderlik vardı. Önderlik bizzat emekle yoğurduğu Sakine Cansız yoldaşlığına saldırının hedefinin ne olduğunu herkesten daha fazla anladı ve Sakine arkadaşın şehadetinde ‘ha bizi ha Sakine’yi vurmuşlar’ dedi. Bu tespiti iyi okumak, anlamak, hissetmek anti- kapitalist, anti- faşist, yurtsever ve devrimci militan olan her insan için çok hayati. Önderlik bizim yaşam ve toplumsal gerçekliğimizde sadece bir lideri ifade etmiyor. Önderlik Kürdistan ülkesi üzerinde yaşayan tüm kadınların ve herkesin yaşam iksiri, diriliş iradesi, köklerine kavuşma sevinci ve yarınlara ulaşabilme mucizesi demektir. Bu yoldaşlar da çağın mucizesinin eserleri, Önderliğin deyimiyle abideleridirler. Soy damarlarıdırlar. En dibe çökmüş Kürdistan toplumunun ve kadınının en soysuz değerlerden silkinip uyanması ve soy damarlarına kavuşarak bu damarlardan vücuda kan gitmesi demektir.

Yıllar ve uzun zamanlar ardından yaşam iksiriyle, geleceği var etme mucizesiyle, dirilişi başarma iradesiyle bütünleşmiş, tüm bunlara kavuşulmuştur, Sakine Cansız şahsında. Bu bir kadın, bu bir tanrıçalık dirilişidir. İnsanlık olarak yitirdiğimiz sevda kadınlarından yoksun olmanın getirdiği soluk, katı, estetiksiz ve etiksiz dolayısıyla şenliksiz, bayramsız, coşkusuz yaşamlardan kurtulmanın ifadesidir Sakine yoldaş. O demek zindelik, canlılık demektir. O demek moral, heyecan, sevinç, iyi ki PKK’de yaşıyorum demektir.

 Heval Sakine’yi ilk tanıdığımda Akropolis’i gezmeye gidiyorduk. Şehir tepeye kurulmuş ve yaya oraya varmak gerekiyordu. Dimdik ve ahenkle yürüyordu. Bizler henüz eğitimini tamamlamış epey spor ve askeri eğitimlerden geçmiş olan arkadaşlar olarak ona eşlik ediyorduk. Ne kadar kendimizi zorlasak da onun hızına yetişemiyorduk. Ona hayran olmamak mümkün değildi. Anlamış olmalı ki Önderlikle yürüyüşünden bahsetti. “Hiçbirimiz Önderliğe yetişemezdik. Önderlik fırtına gibi yürür” dedi. Biz heval Sara’ya yetişme telaşındayken Önderliğin yürüyüş tarzından bahsetmesi ve ona yetişemeyişini söylemesi ona olan hayranlığımızı katmerleyerek Önderliğe yöneltmişti. Ve sonraki yıllarda onu hep öyle gördüm, tanıdım. Hep hayran olunacak bir kadın ve o da hep bu hayranlığın bir nevi Ab-ı Hayatını göstererek etrafını büyütürdü. Onunlayken hep Önderlikle olurdunuz, Önderlik her an yanınızdaymış gibi hissederdiniz. Heval Sara’nın Önderliği anlatırken, dile getirirken içsel sevinci bize çok şey anlatır, öğretirdi. Hepimiz Önderliğin onu çok sevdiğini bilirdik ama hiçbir zaman buna ufacık bir toz konduracak bir kibir, bir böbürlenme görmezdik. Bilakis Önderliğin kendisini bunca sevmesinin yüce sorumluluğunu taşıdığını görürdük. Onu sevdikçe Önderliği severdik.  

Kendisine dışardan bakabilen ve kendi şahsında gelişen kadın özgürlük düzeyini, özgürlük mücadelesinin sancılarını, katettiği mesafeleri inceleyebilen bir kadındı. Hatırlıyorum ‘Özgür Kadın Kimdir Nasıl Yaşar’ kitabının tamamlandığı ve görüşlerin alındığı süreçti. Heval Sara’nın eleştirisi olmuştu. Amed zindan direnişi sürecinde görkemli direnen bu direnişiyle tarihe mal olan dolayısıyla çocuklarına ismi verilen Sakine Cansız o süreçten sonra yoktur. Birdenbire yok. Ne oldu bu Sakine’ye, bunca zaman ne yaptı? Tarih böyle ele alınmamalı. Tarih böyle değildir. Deyip arkasına dönüp gözlerime bakarak, eli yüreğinde kendisini göstererek ‘ben bütün zamanların kadınıyım’ demişti. Bu PKK’de gelişen kadının bütün zamanlarda işlenmesinin önemine dikkat çekmeydi. Şimdi düşünüyorum da bir insan ancak bu kadar kendisini sosyolojik ve tarihsel analize tabii tutarak bu kadar berrak tanımlayabilir. Bütün zamanların kadını çok yalın ve çok açıktı. Sakine arkadaş şahsında Önderlik PKK’de bütün zamanların kadınını yarattı. Tarihsiz bırakılmış, tarihten silinmiş kadının bütün zamanlara yayılması, işlemesi ve renk vermesidir onun mücadelesi. Bu nedenle tanrısaldır. Tanrıçalık soy damarının vücuda kavuşmasıdır.  Ve düşmanın saldırı hedefinde yer almasına sebep budur. Gerçekten de Önderliği vurmak istediler. Bu yolla Önderliği güçten, takatten düşürmek istediler. Buna karşılık Önderliğimiz bize bir kez daha zorbaya, zalime karşı soylu sosyalist duruşun şehidi en anlamlıca anmanın zaferde ısrar tutumunu esas almak duruşu olduğunu gösterdi. Şehitlere verilecek en doğru cevap onlara saldıran bu sistemle her yerde en etkili şekilde mücadele etmek ve onu alaşağı etmektir. Zafer yürüyüşü şehitlerle yürüyüş olabilir ve bu onların ölümsüz olduğunun ispatı olur. Şehitlerimiz daima başarı ve zafer yürüyüşü olarak bizimle yaşıyorlar. Bir Sakine binlerce Sakine olup Kürdistan’dan dünyaya yayıldı. Hakeza Rojbîn ve Ronahîler de öyle. Yaşarken çoğalan kadınlardılar ölümlerinin ardından da çoğalarak binlere katlandılar. Ne mutlu bize ki böylesine soy damarlarımıza kavuştuk. Böylesi soy abidelerinin öncülüğünde yaşıyor ve savaşıyoruz. Böyle kadın devrimcilerle aynı yolda olmak, aynı yolun takipçisi olmak çağın en güzel onurlarındandır. Yaklaşan 9 Ocak vesilesiyle bu alçak saldırıyı nefretle anmak kadar onların özgür Önderlikle özgür yaşam hayallerini gerçeklik haline getirme mücadelesinde mutlaka zafer sözümüzü yineliyoruz, onları minnetle anıyoruz.

JİNDA RONAHÎ