Gökyüzüne Kanat Çırpan Üç Yıldız

uc kadın

Yüreğimizin hiç unutmadığı her zaman, her anında ve bütün demlerde kendilerini yaşatacak olan üç yıldız… Önce tarihin tanrıçalarını selamladılar. Gülüşleri ile süslediler dolunayı ve ay on dörttü unutup bir günde tamamladı sevdasını. Üç yıldız müthiş bir inatla yürüdü saman yolunda. Hani yıldızlara ulaşmak vardı ya! Seher yıldızına yoldaş kucağını bıraktılar. Güneşin doğuşuna şahitlik eden seher yıldızı… Laciverdin üç rengi oldular. Ateşin en büyük kıvılcımları misali tutuştular, uğruna yürüttükleri mücadele ateşinde. Sonra toprakta küle dönüp yeniden bir Anka olmayı başardılar. Yürekleri dağlardan büyük bu üç yıldız yüreklerindeki sevda ve intikamla püskürttüler zalimi ve zulüm bu topraklarda kendini yaşatamaz. Çünkü bu topraklar güzelle, güzel olana tanıklık etmiş ve yüreğinde barındırmış. Zalim kol gezmeye çalıştığı bu diyarlarda yürekleriyle cevap olan üç kadın. Düşleri cesaretli bir savaşçının keskin kılıcıydı, asi hançeriydi ve yıldızların hakikat, aşk ve özgürlük nirvanasıydı. Nirvanaya ulaşmanın tüm tutuksuyla sarıldılar en sıcak, en soylu yürekleriyle bu yaşama. Zagroslar yeniden üç tanrıçasına kavuştu. Bu üç yıldızın ışığında Avaşîn aktıkça aktı, Çarçella eritti bu üç güzel yıldızın karşısında tüm karlarını. Basya Avaşîn’in eline sımsıkı sarıldı. Üç yıldız Govendê’nin doruklarında halaya durdu. Çünkü onlar iki esmer kelebek bir sarı sevdaydılar. Şehit Ronahî, şehit Asmîn ve şehit Pelîn…

Zaman bu üç yıldızı sayıyor. Akrep ve yelkovandan kopup üç yıldızın zamanında özgürlüğe koşuyor. Zagroslar kendinden geçmiş bir saz gibi üç yıldızı tel tel çalıyor. Bu türkü Tepe Xwede’nin doruklarında yankılanıyor. Üç yıldızın intikam haykırışları hiç durmadan dökülüyor eteklere vadilere akan sulara…

Zagros’un sevdalısı üç yıldız şehit Ronahî, şehit Asmîn ve şehit Pelîn sevdalarının kalbinde yeniden yaşam oldular. Kanlarını kalpe akıtıp yaşamın diğer adı oldular, sonra şehit Ronahî gülüşlerini esmer yüzünden bir tutam alarak bıraktı ölümsüzlüğe.

Şehit Asmîn, sesinin narinliğinde bir türkü bıraktı dudaklara. Şehit Pelîn, güzelliğinden bir nakış bıraktı gözlere. Devrimin, büyük yüreğinin sahibi, taşıyıcısı oldular. Şehit Asmîn, Mardin’in güzelliğinden nasibini alarak geldi dünyaya. Sonra bu güzelliği taşıdı dağlara. Gözlerinin yeşile çalan sevdasını taşırdı Zagros’un doruklarına. Ve 27 Eylül sabahı Tepê Xwede’de düşmanın başlattığı operasyonda kahramanca yıldızlaştılar.

Şehit Ronahî Kobanê’nin direngen asiliğinde dünyaya gözlerini açtı. Ve yüreğine işleyen bu ruhla dağları kucakladı. Esmer bir gülüşün kimliği olan şehit Ronahî, adı gibi bulunduğu her yerde zifiri karanlıkları yırtarcasına aydınlık oldu. Tıpkı yoldaşı Asmin gibi oda sevdasına verdi ruhunu ve yıldızlaştı.

Şehit Pelin, Muş’un şarkılara yansıyan destanlarında dünyaya açtı gözlerini ve kulakları ilk bu isyanların fısıltılarını duydu. Bir destanda kendisi yazmak yanda bir destanın içinde olmak için koştu dağlara. Zagroslar karşıladı onu ve kucakladı. Ve o da tıpkı iki güzel yıldız gibi cesaretiyle düşmanı yıkıma uğrattı. Sevdasına döktü kanını, yeni yaşamın adı oldu.

Siz güzel, hakiki uğruna bu mücadelede dur durak bilmeden, emek veren ve emekleriyle güzelleşen üç yıldız; ışığınız her daim yüreğimizi aydınlatacak. Size sözümüz olsun, uğrana canınızı verdiğiniz mücadelemizi zaferle taçlandırmayana ve Önder APO ile özgür Kürdistan’da buluşmayana dek bizde sizler gibi soluksuzca mücadele edeceğiz…

MÜCADELE ARKADAŞLARI